021_30

21. ORMANDA MEDYA

Maymunun biri, aslanı uykuda becermiş ve kaçmış. Buna kızan aslan maymunu aramaya başlamış. Kaçacak yeri kalmayan maymun bir gazeteyi açıp arkasına gizlenmiş. Aslan bağırmış,

Hey oradaki, buralarda bir maymun gördün mü?

Maymun gazetenin arkasından kafasını göstermeden,

Hani, aslanı beceren maymun mu? Aslan üzüntüyle,

Tuh şimdiden gazeteye mi geçtik?

22. ORMANDA TELAŞ

Ormanda bir telaş, bir telaş. Tüm hayvanat komünizm geliyor diye kaçışıyor. Maymun tüm hızıyla kaçmaya çalışan kaplumbağayı durdurup, niye kaçıyorsun diye sormuş.

Komünizm geliyormuş, dünyada zaten bir tek evim var, o da sırtımdan alınmasın diye. Maymun bu kez, kaçmaya hazırlanan tilkiye dönmüş ve ona da sormuş niye kaçıyorsun, diye.

Bu dünyada birtek kürküm var, almasınlar diye, demiş tilki.

Vaktinden evvel havalanmakta olan bir leyleğe seslenmiş maymun.

Dünyada bir seyahat hakkımız kaldı o da elden gitmesin, demiş laklak.

Maymun ise hop diye ağaçtan ağaca zıplayıvermiş,

Ben korkmuyorum, demiş, kıçımda don bile yok, neyimi alacak komünizm benim?

23.EN HIZLI AT

Dünyanın en hızlı atı yarışlarda hep ikinci gelirmiş. Neden mi, foto finişte poz verirmiş de ondan. Yarışları hep bunun farkıyla kaybedermiş.

24. ACELEN NE BEYBABA

Polisin biri, on yaşında bir çocuğu kovalayan bir ihtiyar amcayı durdurmuş.

Bu yaşta kendini böyle yorma, ne istiyorsun on yaşında bir veletten, demiş.

On yaşında ama bana gelip saat üçte şu ağacın dibine gel de ağzına edivereyim dedi, demiş. Polis saatine bakmış, daha on iki.

Acelen ne beybaba, daha üç saatin var.

25. POKERCİ TEĞMEN

Amerika’da askerler arasında çok revaçta bir kumar olan pokerde devamlı olarak kazanan teğmene komutanı çok bozuluyormuş. Bir gün teğmeni sıkıştırmış ve;

– Söyle ulan, bu ballılığın sırrı nedir, söylemezsen sökerim apoletini, demiş.

Teğmen bakmış ki pabuç pahalı, çarnaçar talihinin sırrını açıklayıvermiş.

– Karının başından bir tel saç koparıyorum her gün, talihimin sırrı bu, demiş.

Komutan doğru evine, karısının saçından çaktırmadan bir tel koparıvermiş.

– Amaan, yine mi poker teğmen, demiş komutanın karısı.

26. PAKİZE

Garip lokanta müşterileri vardır. Lokantada olan biten her şeyi bilir ve garsonlara gerine gerine söyleyiverir. Böyle bir müşteri her öğlen geliyor ve masaya oturur oturmaz tabakları snif snif kokluyor ve garsona sesleniyormuş.

Bir musakka lütfen, yanında cacık da olsun.

Bugün musakkamız yok; efendim,.

Sen bakıver, Mahmut Usta musakka yapmış olmalı.

Birazdan garson hayretler içinde gelip, özür dileyerek,

Evet efendim, musakka varmış, getiriyorum. Her gün benzer olay yaşanırmış. Garson bir gün bu tabak koklayarak müneccimlik yapan müşteriye bir oyun oynamak istemiş ve adamın oturmayı adet edindiği masanın tabaklarını lokantada çalışan bulaşıkçı Pakize’nin önlüğüyle silmiş.

Pakize ne zaman işe başladı demiş, masasına oturur oturmaz tabakları koklayan garip müşteri.

27. İŞKODRALI

Arnavut’un biri berber dükkanına girdiğinde, berber o an traş etmekte olduğu müşterisinin kulağına,

Traşın bittiğinde ayrılma, şu Arnavut’a bir oyun oynayalım, şimdi anlatacağım hikayeyi dinle,demiş.

Valla, hayret ettim. Geçen gün bir Arnavut traş olmaya geldi. Sabun istemem kuru kuruya kes sakallarımı dedi. Bastım usturayı, gıkını çıkarmadı, erkek adammış vesselam. Nerelisin diye sordum, İşkodralıyım dedi, diye hikayesini anlatmış.

Önceki müşteri kalkmış ama hikayenin gerisini izlemek için oyalanıyor, Arnavut koltuğa oturmuş,

Yap bir sakal traşı ama sabun mabun istemem, ben de İşkodralıyım, demiş.

Sabunsuz sakal traşı olur mu, ustura vuruldukça, başlamış adam debelenmeye. Dayanamayıp,

O Arnavut, aşağı İşkodra’dan mıydı, yukarı İşkodra’dan mı, diye sormuş.

Bilmem, sormadım, demiş, berber, şaşırarak.

Ben aşağı İşkodra’danım, o yukarıdan olmalı bas sabunu bana, onlar sabunsuz traş olur, demiş; yüzü kıpkırmızı Arnavut.

28. BİR İHTİMAL DAHA VAR

Adamın biri ilk kez uçağa binecek, bir uzmana uçakta bir bomba bulunması ihtimalini sorar,

– Mesela on binde bir, yanıtını alır.

Uçağa binerken kontrolde üzerinde bir bomba bulununca kendini şöyle savunur,

– Uçakta bir bomba bulunması ihtimali on binde bir, iki bomba bulunması ihtimali ise on milyonda bir. Ben sadece önlem almıştım.

29. ÖP BENİ MİŞON

Salomon ve Mişon babalarından kalan mirası

paylaşıyorlar. Mişon:

Kadillak araba bana, motorsiklet sana

Öp beni Mişon

Han bana, dükkan sana

Öp benî Mişon

Ne öp beni dersin durmadan?

Şa’pılırken öpülmek isterim de…

30. KENEF AKLI

Churcill’e umumi tuvalette ilham gelmiş,

Üretim araçlarını devletleştireceğim, demiş.

191_200

191. KONFERANS

Profesörün birine verdiği konferansın ilgi çekip çekmediğini sormuşlar.

– Bilmem herkes dinliyor gibi göründü, ama kulağı ağır işiten kadın on dakika sonra aletini çıkardı, diye yanıtlamış.

192. SORMAAA!

Karısı kocasına sormuş:

– Denize düşsem kurtarır mısın? Kocası yanıtlamış:

– Sen hep çok münasebetsiz bir adam olduğumu söylemez miydin?

193. ZEHİR

Arap paşası, komşunun küçük çocuğuna tutulmuş. Konu komşu, etraf, saray dedikoduya başlamış, Tuti paşa, ne olacak, falan filan… Arap paşa sonunda sevdasından vazgeçmiş, geçmiş ama, zehrini de kusmuş:

– Oğlan muhkem; ahlak mazbut, velakin, elalem puşt…

194. VEKİL

Kör dilenci para yere düşünce eğilip almış.

– Sen görüyorsun, demişler.

– Ben vekaleten buradayım, asıl dilenci sinemada; demiş.

195. UÇAK GEMİSİ

Annesi misafir gününde kadın arkadaşlarıyla sohbet ederken, Çetin,

– Biliyor musunuz, Amerikan uçak gemisi gelmiş, etraf asker kaynıyor ve her yerde orospular dolu, demiş.

– Çetin niçin kötü söz söylüyorsun deyip, annesi çıkışmış.

Misafirler,

– Geç oldu biz gidelim, deyince Çetin atılmış,

– Aceleye gerek yok gemi daha bir hafta burada.

196. GİDİŞİN OLSUN DA…

İrlanda’ya düello yapmak için giden iki kişiden biri gidiş dönüş; diğeri sadece gidiş bileti almış. Soranlara,

– Onunki ile döneceğim, demiş.

197. EMRİNİZ OLUR

İşe müracaat eden muhasebeciye mülakatta sormuşlar,

– İki artı iki kaç eder?

– Siz kaç olmasını isterdiniz, diye soruyla cevap vermiş.

198. NE BULURSAK

Bektaşi’ye sormuşlar.

– And içer misin?

– Biz fakiriz ne bulursak içeriz.

199. ZOOLOJİ DERSİ

Kayserilinin biri zoolog olduğunu söyleyen bir turistle iddiaya girmiş. Kayserili,

– Ben sana bir hayvan soracağım. Bilirsen on lira vereceğim, bilemezsen yüz liranı alırım. Sen de bana bir hayvan sor, bilirsem yüz liranı alırım. Bilemezsem on lira veririm.

Kayserili sormuş.

– Üç ayaklı hayvan nedir?

Zoolog bilememiş yüz, lira vermiş. Sen soyle, demiş

Ben de bilmiyorum, al on liranı.

200. REFERANS

Çöpçatanlık bürosu çok yakışıklı, zengin, iyi bir adama eş arıyor. Ancak adamın bir şartı var. Numune istiyor. Bir kadına söylüyorlar.

– Numune olmaz ama referans verebilirim, diyor.

181_190

181. SİKAYETÇİ PAPAĞAN

Papağan şikayet ediyormuş,

– Evdekiler çok iyi ama çocuk çok kötü. Ne söylesen tekrarlıyor.

182. TELEFON

Adam telefon kulübesine girmiş. Dışardaki sonunda dayanamayıp kapıya vurmuş.

– Yarım saattir tek kelime konuşmadın. Kabindeki adam yanıtlamış,

– Telefondaki karım da.

183. BOŞUNA ÖLDÜ

Kadının kocası balkondan düşmüş ve ölmüş. Sigorta iyi bir tazminat ödüyor ama avukat ücretlerini ödemiyormuş. Kadın,

– Bazen keşke düşmeseydi diyorum, demiş.

184. PATİNAJ

Sinek, dazlak adamın kafasına konmuş ve kaymış.

– Zaman ne kadar çabuk geçiyor. Bir zamanlar burası sık ormandı, demiş.

185. HIZLI PATRON

İki sekreter konuşuyorlarmış. Biri,

– Patron yakışıklı, hem de çok iyi giyiniyor, demiş. Diğeri,

– Hem de çok çabuk, diye eklemiş.

186. TALİHSİZ HIRSIZ

– Evime hırsız girmiş, karım ben sanmış; hırsıza acıdım.

187. ADRES

Adam, evli bir kadınla yattığı için papaza günah çıkartmaya gitmiş. Papaz sormuş,

– Kasabın karısı mı?

– lııh.

– Bakkalın karısı mı?

– lııh.

– Topal John’un karısı mı?

– Hayır.

Arkadaşları papaz günahlarını affetti mi, deyince; adam;

Tabii, uç de yeni adres verdi, demiş.

188. HIZLI GAZETECİ

Adam köprüden atlayarak intihar etmeye karar vermiş. Tam köprüye geldiğinde biraz tereddüt etmiş. Civarda bulunan gazeteci seslenmiş,

– Biraz daha gecikirseniz akşam baskısına yetişemezsiniz.

189. ELALTI

Adam Paris’e seyahate gitmiş. Sevgilisine telefon etmiş. Konuşmada tema niye Parisli kızlarla beraber olduğu.

– Parisli kızların nesi var benden fazla?

– Hiç bir şeyleri yok, ama buradalar.

190. MUAYENE

Adam sigorta yaptıracak, yaşını soruyorlar. Yaş altmış iki.

– Altmış iki yaşında iyi bir muayeneden geçmeniz gerekir, yarın check-up’a gelir misiniz, diyorlar.

– Bugün babamla ava çıkıyoruz, yarın büyükbabamın düğünü var, evlenmeğe mecbur kaldı. Ancak önümüzdeki pazartesi gelebilirim, diyor.

171_180

171. lŞIĞI GÖREN

Köyde çocuklar bir, iki; üç diye peşpeşe doğunca, ebe dayanamamış:

– Söndürün şu mumu, ışığı gören geliyor:

172. LİMİT DOLMUŞ

Doksan üç yaşındaki hasta doktora gidiyor. İşeyemediğini söylüyor. Gaddar doktor;

– Yeterince işemişsin; diyor.

173. BORÇ

İrlandalının biri bar sahibi arkadaşından kaynanasının cenazesi için 20 dolar borç istemiş. Adam kasayı açmış, 18 dolar 30 sent var.

– Bir dolar yetmiş sentini de içki olarak ver.

174. OKURKÖR

Kör dilencinin elinde gazete görmüşler,

– Okuyor musun, diye sormuşlar.

– Sadece resimlerine bakıyorum, demiş.

175. KORİDOR MAHKUMU

Kızkardeşi ile birlikte okula giderken küçük Ahmet kardeşine sormuş:

– Çocuk nasıl oluyor biliyor musun?

Kız kardeşi bilmediğini söylemiş. Ahmet üzüntüyle başını öne eğmiş ve

– Sen şanslısın büyüyünce bunu öğreneceksin, bense ömrüm boyunca öğrenemeyeceğim. Şaşıran kızkardeşi merakla sormuş:

– Neden?

– Neden olur mu, demiş Ahmet, ben yalnızca koridorda bekleyeceğim.

176. YABANCI

Sarhoşun biri yoldan geçen adamı çevirmiş. Gökte gördüğü cismin ay mı güneş mi olduğunu sormuş. Adam,

– Bilmiyorum, ben buralı değilim.

177. KUŞLAR KARIŞINCA

Çok yakışıklı; zengin bir adam, daha önce rezervasyonunu yaptırdığı otele son model bir araba ile gelir. Omuzundaki papağanı ile arabasından iner ve otele yerleşir. Öğle yemeği için daha önceden istediği gibi 20 kişilik bir masa hazırlanır. Adam ve kuşu yemeğe gelirler. Adam yalnızca bir tabaktan yemek yediği halde papağan diğer bütün tabaklardaki yemekleri silip süpürür. Bu yemek seremonisini birkaç gün bütün öğünlerde izledikten sonra merakından çatlayacak duruma gelen metrodotel adama sorar. Zengin adam içini çekerek;

– Bir zamanlar ben çirkin ve fakir bir insandım. Bir gün iyilik meleği üç dilek dilememi istedi. Ben de zenginlik, güzellik ve kuşuma sonsuz doyumsuzluk istedim. İlk ikisi gerçekleşti ama maalesef kuşları karıştırdı.

178. ÖLÜNÜN ARKASI

İrlandalı’nın gözü şişmiş. Nedenini sormuşlar.

 – Almanların zeki olmadığını söyledim.

– O sıska çiroz herife mi? İrlandalı hemen uyarmış,

– Sus, ölünün arkasından kötü konuşulmaz.

179. EŞEK DEĞİL Mİ?

Ayyaşı içkiyi bırakmaya ikna edebilmek için arkadaşları bir eşeğin önüne su ve bira koymuşlar. Sonra da,

– Bak, eşek bile suyu seçti. Adam cevabı yapıştırmış,

– Eşekliğinden.

180. KAUÇUK AYAKKABI

Fabrikatör işçilerini çok iyi şartlarda çalıştırıyormuş.

– Buna karşılık sizi harıl harıl çalışıyor görmek istiyorum, deyince,

– Sen de fabrikaya geldiğin zaman kauçuk ayakkabı giy, demişler.

161_170

161. ÇEK Bİ FIRT

İrlandalı arabası ile papazın kullandığı arabaya çarpmış. Hafif yaralı papazı hemen arabasından çıkarmış ve iyi gelir diye viski içirmiş. Kendine gelen papaz,

– Bana iyi geldi, biraz da sen iç deyince, İrlandalı,

– Birazdan polis gelecek ben bekleyeyim, demiş.

162. PERSPEKTİF

Zeki geçinen birine sormuşlar:

– Uçak kaçıracak olsan nasıl yapardın?

– Bırakırsın uçar, gittikçe ufalır. İki parmağınla tutar kaçırırsın, demiş.

163. EŞEK ŞAKASI

İngiliz centilmenin hayatı çok organize ve planlıymış. Çarşamba geceleri saat onda kadının kapısının önünde “Öhö, öhö” diye sinyalini veriyor, sonra beraber oluyorlarmış. Bir cuma gecesi İngiliz kapıda “Öhö; öhö” yapınca, kadın ümitlenmiş hemen kapıya koşmuş. Bizimki:

– Nisan bir, demiş.

164. AMONYAKLI VİSKİ

İrlandalı yakın arkadaşına vasiyetini açıklamış:

– Mezarıma viski dök.

Arkadaşı sormuş.

– Önce böbreklerimden geçirebilir miyim?

165. HAKEM OLACAĞINA

Hakemin birinin sevgilisi hamile kalmış.

– Arzu edersen hemen evlenelim, demiş, hakem. Kız sevinçle peki deyip ailesine kararlarını bildirmeye gitmiş. Gitmiş ama gidiş o gidiş. Kız bir daha görünmemiş. Yıllar sonra hakem o kıza yanında yedi yaşlarında bir çocukla rastlayıvermiş.

– Neredeydin, neden gelmedin? Bu çocuk bizim çocuğumuz mu?

– Evet, demiş, kız. Bu bizim çocuğumuz. Neden gelmediğime gelince….

– Eee, demiş hakem.

– Durumu anneme anlattım, o babama anlattı, babam amcama gitti, sonra dedeme gittiler. Sabaha dek oturmuş, düşünmüşler.

– Eee?

– Hakem çocuğu olacağına, babasız büyüsün diye karar vermişler.

166. OLEY OLEY OLEY!

İspanya’da itfaiyeye adam alacaklar, boğa güreşçilerinden seçiyorlar. Yüksek bir binada çıkan yangına gidiyorlar. Üst katta mahsur kalan insanları kurtarmak için branda geriyorlar. İnsanlar atlıyor, itfaiyeciler oley deyip brandayı çekiveriyor.

167. ÇERÇEVECİİİİİİ!

Adam kıza kur yapıyor,

– Gözlerin o kadar güzel ki resmini çekip çerçeveletmeli, burnunu çerçeveletmeli, vücudun harika, vücudunu çerçeveletmek… Derken yoldan bir ses duyuyorlar,

– Çerçevecüüüü!

168. DUBLE

78’lik bir adam 20 yaşında bir kızla evlenmiş. Çocuk olmuyor diye doktora başvurduğunda doktor ona eve bir pansiyoner almasını tavsiye etmiş. Bir süre sonra doktor adama yolda rastlamış.

– Nasıl gidiyor?

– Sağolun, çok iyi, karım da hamile kaldı, pansiyoner de, demiş.

169. EL ELDEN ÜSTÜN

Bir doktorun ilk vizite ücreti on dolarmış, ikincisi ise beş. Yahudinin biri o doktora ilk kez gidiyor.

– Sizi tekrar görmekten memnunum, diyor. Doktor muayene ediyor ve yanıtlıyor,

 Aynı reçeteyi tekrar yaptırın.

170. ZUM

Ayyaşın biri son vapura yetişmek için planlamış kendini. Feribotu iskelenin biraz açığında görmüş. Bardan fırlamış ve vapura atlamış. Yetiştim diye sevinirken, Çımacı,

– Acelen neydi, yanaşıyorduk, demiş.

151_160

151. AT MARTİNİ

Dertli oduncu sağdıcına,

– Oduna çıkmak için evden kilometrelerce uzaklaşıyorum ve o kadar yolu geri yürüdükten sonra hiç bir isteğim kalmıyor diye şikayet ediyormuş.

– Havaya ateş et karın gelsin, diye parlak bir fikir vermiş sağdıcı.

Bir müddet sonra karşılaştıklarında, oduncu,

– Çok iyi oldu ama şimdi tek şikayetim, av mevsimi başlayınca karımın pek yüzünü göremiyorum.

152. İMAMDAN SONRA

İmam bir gün camide namaz kıldırırken yellenivermiş. Herkesi secdede bırakıp kaçmış. Kırk yıl köyüne uğramamış. Sılaya dayanamayıp, bir gün çıkagelmiş. Köyün dışında rastladığı bir çobandan çaktırmadan öğrenmiş öğreneceklerini. Yellendiği gün camide bulunanlardan hayatta kimse kalmamışmış.

– Söyle bakalım, demiş, kaç yaşındasın sen?

– Valla bilmiyon emme, köyün imamı yellenip gaçtığında anamın garnındaymışım.

153. YER TANRISI

Adamın biri kazdığı derin çukurun dibine oturmuş, çıkmıyormuş. Ne yaptığını soranlara,

– Ben yer tanrısıyım, diyormuş. Mahalleli ona kör bir kızı getirip,

– Madem tanrısın, aç şu biçare kızın gözlerini, demişler.

– Ben gök tanrısıyla mukavele yaptım; demiş, adam. Ben belden aşağısıyla ilgileniyorum. Belden yukarılardakileri o açıyor, ona başvurun.

154. ÇOK DEĞİŞMİŞSİN

Dini imanı bütün adamın biri devamlı ibadet eder, herkese iyi davranır, hiç günah işlemezmiş. Seksenine gelince sakalını kesmiş, kılığını yenilemiş, eğlenmek için kasabanın yolunu tutmuş. Tesadüf, arkadan gelen bir araba çarpmış ve ölümüne neden olmuş. Cennette tanrıya isyan halindeymiş,

– Hayatım boyunca hep ibadet ve iyilik ettim, tek bir gün eğlenceye gidiyordum ki öldürdün.

Tanrı yanıt vermiş,

– O kadar değişmişsin ki seni ben bile tanıyamadım.

155. ARPA

Akıl hastanesinde kendini arpa sanan hasta sonunda,

– Tamam arpa olmadığımı anladım, demiş.

Eh artık iyileşti, taburcu edelim demişler. Kapıdan çıkmış ama hışımla geri dönmüş. Telaşla, demiş ki,

– Ben arpa olmadığımı biliyorum, ama bakalım tavuklar biliyor mu?

156. CANLI BUNLAR

Hayganuş balık alacakmış. Sormuş:

– Bu balıklar taze mi?

– Canlı bunlar, canlı hanım teyze.

– Ben de canlıyım ama taze değilim.

157. RUTUBET

Komisyoncu satılık evi gezdiriyormuş. Salonda bir fare bir taraftan öbür tarafa kaçmış.

– Önemli değil, demiş satıcı. Bu kelepir bir ev. Bir de üst katı görün.

Üst kata gelmişler, salonda bir balık geziyor.

– Rutubet konusuna sonra geliriz; demiş pişkin komisyoncu.

158. AN MESELESİ

Oteldeki muhafazakar müşteri soruyor:

– Bu otel namuslu bir otel midir? Demin çıplak bir adam çıplak bir kadını kovalıyordu.

– Yakaladı mı?

– Hayır.

– Öyleyse hâlâ namuslu!

159. ANLAŞMA

Salomon New York’ta bir cadde üzerindeki bankanın yanında seyyar olarak sosis satıyormuş. Durumu oldukça iyiymiş. Bir gün Moiz gelmiş, 50 dolar borç istemiş.

– Banka ile anlaşmamız var, demiş. Ben kimseye kredi vermiyeceğim, onlar da sosis satmayacak.

160. AFRİKA

Yazarın kitabını hediye ettiği dostu sorar;

– Yahu bu kitap Afrika’yla ilgili, sen hiç Afrika’ya gittin mi ki?

Luzumu yok Dante de İlâhi Komedya’sındaki cehennemi yazmak için cehenneme gitmemişti.