DOĞU ANADOLU BÖLGESİ



Tortum Çağlayanı

Tortum Çağlayanı




Erzurum’un (120 km) kuzeyinde, Artvin yolu üzerinde bulunur. Göl bakımından zengin olmayan bölgenin en önemli gölü olan 6.6 km2’lik Tortum gölü, Tortum çayı vadisinin Kemerlidağ’dan inen bir heyelan kütlesi ile kaplanması sonucu oluşmuş. Göl suları, biraz doğudaki Tev vadisine, oradan da heyelhan kütlesinin önündeki eski mezara yöneldiği sırada 48 m. yükseklikten düşerek Tortum Şelalesini meydana getiriyor.


Erzurum

Muradiye Şelalesi

Van – Doğubeyazıt yolu üzerinde bulunan Muradiye Şelalesi, dinlenme tesisleri ve mükemmel manzarası ile bölge halkının sık sık ziyaret ettiği bir doğa harikası.

Van

Girlevik Çağlayanı   


Erzincan’ın 29 km güneydoğusunda yer alan Girlevik Çağlayanı, doğal güzelliği ile ünlü bir piknik alanı. Suyun kışın donmasıyla oluşan sarkıtlarda buz ve kaya tırmanışına da olanak veren çağlayan, coşkuyla akan gür suları ve yeşil dokusuyla bölgenin cenneti.


Erzincan

Erzurum ve Tarihi


Çifte Minareli Medrese

Erzurum tarihi önemini en işlek ticari yolların kavuştuğu yerde bulunmasından ve doğal zenginliklerinden alıyor. Bir Hitit kenti. Birçok Doğu uygarlıkları, Asurlar, Sakalar, Persler bölgede egemenlik kurmuşlar. Makedonya Kralı Büyük İskender de bölgeyi fetheden ünlü hükümdarlardan biri. Roma İmparatorluğu, Erzurum bölgesi için büyük savaşlar vermiş.

İmparatorluğun dağılmasından sonra Bizans’a katılan yöre, Sasaniler’in de ilgisini çekmiş. Bizans, bugünkü Erzurum yakınlarına Theodosiopolis kentini kurmuş ve ticaretle uğraşmış. Bölge Hz. Ömer zamanında İslam ordularının eline geçmiş. Kent İslam uygarlığının yükselişiyle birlikte hızla gelişip, dünyanın en önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri haline gelmiş.  O dönemde adı Kaalikala imiş. Daha sonra, Bizanslılar kenti kuşatıp ele geçirmişler. Erzurum zaman içinde Selçuklular, Saltuklular, Akkoyunlular ve  Safeviler’in yönetimine geçmiş. 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim bölgeyi Osmanlı topraklarına katmış. Osmanlılar Erzurum’u ticaret ve sanayi merkezi haline getirmişler. Bölgede hem kültür ve eğitim, hem de savunma sanayi güçlenmiş. 

Kentin doğal güzellikleri arasında. Palandöken, Tortum, Dumlu, Oltu gibi yöreler sayılabilir. Erzurum kentinin mimari ve tarihi eserlerinin başında Erzurum Kalesi ve Çifte Minareli Medrese geliyor. Kentin simgesi sayılan Çifte Minareli Medrese 13. yüzyılda yapılmış. Pasinler Kalesi, Üç Kümbetler, Çoban Dede Köprüsü, Ulu Camii, Rüstem Paşa Kervansarayı, Lala Mustafa Paşa Camii ve tarihi saat kulesi mimarileriyle ilgi çekiyor. Kentte çok sayıda türbe bulunuyor. Kotarus (Citharizon) tarihi kenti ve kilisesi bölgenin kültürel zenginliğini yansıtıyor.



Üç Kümbetler


Erzurum Kalesi

Van-Urartu Uygarlığı’nın Başşehri


Urartular M.Ö birinci binyılında Van Gölü ve çevresinde önemli bir devlet kurmuş ve  günümüze kadar buradaki uygarlıkları etkilemişler. Urartular ile ilgili ilk bilgilere Asur kaynaklarında rastlanmakta. Asur Kralı Salmanassar I, MÖ 1274 yılında Uruartı’ya karşı sefer yaptığını yazıyor. Ancak o dönemde Urartu kavimleri daha bir devlet haline gelmemiş. Ayrıca Tevrat’da Ağrı Dağı için kullanılan Ararat isminin de Urartu ile alakalı olduğu düşünülür. Urartular ise kendilerine Biainili demişler, Biane ya da Viane isminden bugünkü Van şehrinin adı türemiş.

Urartu ülkesi geçit vermez dağlarla dolu olduğundan kavimler ilk olarak müstakil yerleşim birimlerinde yaşamışlar. Ancak MÖ dokuzuncu yüzyılın başlarında krallıklarını kurmuşlar. Urartu Devleti’nin ve krallık sülalesinin kurucusu I.Sarduri, Van Kalesi’nin ilk kurucusu. Buradaki ilk yazıların da Asur yazısı ile taş bloklara yazılması bu döneme rastlıyor.

Bu dönemden sonra Urartular’ın genişleme dönemi başlıyor. Bu yıllar MÖ 810- 730, Urartular’ın en kuvvetli oldukları dönem. Güneyde Asur ülkesine, batıda Hatti ülkesine yayılmışlar, burada savaşlar yapmışlar.  MÖ 730’larda Asur’un güçlenmesiye Urartu Devleti toprak kaybetmeye başlamış. Bu dönemi Asur’la olan savaşlar takip etmiş.

MÖ 605 yılında da Asur İmparatorluğu tarihe karışmıştır. Bu durum Urartu Devleti’ni de etkilemiş ve Med ve İskit tehlikesi Urartu üzerine odaklanmış.

Urartu İmparatorluğu da bu saldırılara dayanamamış ve MÖ yedinci yüzyılın sonunda tarih sahnesinden çekilmiş. Eski Urartu kaleleri Çavuştepe ve Toprakkale’de bulunan İskit tip ok uçları Urartu ülkesini İskitler’in ele geçirdikleri yönündeki Babil tarihlerini desteklemekte.

Urartular bölgede önemli bir uygarlık oluşturmuşlar, Urartu metal işlemecilik sanatı çevre kültürler üzerinde etkili olmuş. Bu gelenek bugün bile devam etmekte.